Felsefe...

Felsefe... konusu, Felsefe - İnsan İlişkileri forumunda tartışılıyor.

Yeni Konu aç   Cevapla

Felsefe...

 
Alt 11-28-2008   #1 (permalink)
L10 Usta Üye
 
Standart Felsefe...

Paylaş İlginizi Çekebilir
1. Konu - Rönesans'ın Bilim-Sanat Ve Düşünce Hayat...
2. Konu - Kişilik Nedir?
3. Konu - Teoriler
4. Konu - Felsefe Sınavı
5. Konu - Felsefe Grubu Karma Sınavı
6. Konu - Şizofreni Nedir?
7. Konu - Konfüçyus'un Aşk Öğütleri
8. Konu - Felsefe-Din İlişkisi
9. Konu - Yunan Felsefesi
10. Konu - Felsefe...

Felsefe... ?
Felsefe... bu kelimenin anlamı neydi?

Felsefe kelimesi Yunanca'da fhilo(sevgi) ve sophia (bilgelik) kelimelerinin yan yana gelmesinden oluşuyor... fhilosophia (bilgelik sevgisi). Yunanlı düşünürler için "Bilgiyi sevmek, bilginin peşinden koşmak" anlamını taşır...

Yani Felsefe sadece bilgiyi sevmek mi oluyor?
Bak sana bu konuyu bir örnekle anlatayım, sen hiç dünyanın neden 365 gün ve altı saatte bir tur tamamladığını yani bir yıl diye niye bu hareketi tanımladığımızı merak ettin mi?, etmişsindir mutlaka. İşte bunun gibi bilmediğin, öğrenmek istediğin bir sürü konu var. Aslında filozoflarda böyle şeyler düşünüyorlar. Bunların nasıl olabileceğini, nelerin bunlara yol açtığını öğrenmeye çalışıyorlar... Öylesine derin düşünüyorlar ki bu konuları, anlamaya, yorumlamaya ve yaşamı anlamlandırmaya çalışıyorlar... Belli anlamlar bulduklarına inandıklarında da "Felsefe Sistemleri"ni oluşturmuş oluyorlar...
O halde felsefe, yaşamı bir şekilde anlamlandırabilme çabası mı oluyor?
Evet, yaşamı ve yaşamda varolan her şeyi... Filozof, soru sorar, merak eder ve öğrenmeye çalışır... Bilgi onun için ulaşılması gereken bir şeydir ve ona ulaşmak için habire koşar... Tam ulaştığını sandığı anda da yeni sorularla karşılaşır... Bak Ünlü filozoflardan Platon'un bir sözü var: "Felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır." diyor. Yalnız, burada ortaya çıkan sadece yeni bilgiler değildir, filozofun ürünü, bir ahlak anlayışını, yaşama biçimini doğurur... Örneğin, dünyayı idealardan oluşmuş, (yani sadece düşüncelerden, ve bu düşüncelerin görünüşlerinden) bir yapı olarak algılayan bir felsefe öğretisi, yaşama ilişkin tüm yargılarını da ona göre oluşturur.
Bu konuyu burada bitiriyoruz... Ama size ödev, çevrenizde varolan olguları araştırmacı bir gözle, ve birazda sorgulayıcı bir tarzda ele alın... Neyin, neden, o şekilde olduğunu anlamaya çalışın...

Evet derslere sanırız biraz hızlı başladık ve hızlı bitirdik. Bu ilk anlatım denememizdi. Lütfen önerilerinizle ve hatta bu bölümün içeriğini oluşturma aşamasında yer alarak katkıda bulunun. Soru sorun, sabırsızlıkla bekleyeceğiz sorularınızı.
Ayrıca size bazı yazıları da önereceğiz bu bölümle ilgili lütfen o yazılara da en azından bir göz gezdirin. Burada amacımız sizi fazla sıkmadan öz olarak felsefeyi anlatmaya çalışmaktı. Şimdi derslere;


Birde filozoflara bakalım neler diyorlar felsefe için:

"Felsefe yapmak ölmeyi öğrenmektir."
Karl JASPERS

"Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir."
SOKRATES

"Doğruyu bulma yolunda, düşünsel (İdealist) bir çalışmadır."
PLATON
"İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe."
ARİSTOTELES

"Mutlu bir yaşam sağlamak için, tutarlı eylemsel bir sistemdir."
EPİKUROS

"Felsefe tanrıyı bilmektir ve gerçek felsefeyle, gerçek din özdeştir."
AUGUSTİNUS

"İnanılanı anlamaya çalışmaktır."
ANSELMUS

"İnanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır."
ABAELARDUS

"Tanrıdır konusu, tanrının tanıtlanmasıdır."
A. THOMAS

"Eleştiridir."
CAMPENELLA

"Deney ve gözleme dayanan bilimsel veriler üzerinde düşünmektir."
F. BACON

"Felsefe yapmak doğru düşünmektir."
T. HOBBES

"Felsefe bir bilimdir ve geometrik yöntemi metafiziğe uygulamak gerekir, felsefeyi kesin bir bilim yapmak için."
DESCARTES

"Felsefe, genelleştirilmiş bir matematiktir."
SPİNOZA

"Gerçekte doğru olanı algılamaktır. Felsefe göklerden yere inerek, beş duyuyla kavranan konularla ilgilenmelidir."
LEİBNİZ

"Bütün düşüncelerimizin duyumlarımızla, gerçek alemden geldiğini tanıtlamaktır."
LOCKE


"Felsefe duyumların bilgisidir."
CONDİLLAC

"İnsan zihninin mahiyetini incelemektir."
HUME


Sonuç olarak;
Felsefe Yaşamdır...

devami gelecek...
Islami Felsefe


Kındi ve Yeni-Eflatuncu Aristoculuk (796 – 866 )


İslâm’da esas felsefe hareketinin, filozof denmeye, Ca’fer Sadık ve Câbir’den daha layık görülen Kindi ile başladığı tartışmasız kabul edilmektedir. Kindi, felsefeyle birlikte birçok ilimlere vukufu olan müstesna bir bilim adamı ve akılcı bir filozoftur. Fakat akılcılığı, asla din ile çatışma göstermez, bil’akis uygunluk gösterir. Din ile akıl çatışırsa, dini öğretiyi tercih eder; çünkü din ilâhi menşeyli olduğu için, hikmetini akıl bir an anlamasa bile, dini bilgi her zaman doğrudur. Akıl ise, insani menşeyli olduğu için her zaman yanılmaya ve hata yapmaya müsaittir. Kindi’nin bu itidal akılcılığı felsefenin her sahasında görülür.

Kindi’nin kozmoloji ve metafizik görüşlerinde İslâm’ın kendi öğretileriyle Mu’tezilenin menfi kelâm doktrini hâkimdir. Kâinat Allah’ın hür iradesiyle sonradan yaratılmıştır; bu bakımdan da sonlu ve sınırlıdır. Allah’ın ontolojik mânâda tarifi ancak menfi şekilde mümkündür; yani Allah için ne cevherdir ne arazdır; ne cisimdir ne cisim değildir; ne cüz’dür ne küllidir diyemeyiz. Kindi, özellikle Aristo Teolojisi adlı Yeni-Eflatuncu kaynağı bilmesine rağmen —çünkü bu eseri arabçaya çeviren el-Hımsi’nin tercümesinin arabçaya uygunluğunu kontrol etmiş olduğu bilinmektedir— hiç rağbet etmemiştir. Akıl teorisinde, Yeni-Eflatuncu Aristoculardan etkilenmiştir. Aristo ve onun Yeni-Eflatuncu şârihi Alexandre d’Aphrodisias üç akıl kabul ederken, Kindi, buna “aklu’l-müstef adını verdiği bir dördüncü akıl eklemiştir.

Bilgi teorisi ve Psikolojide Kindi, Aristocu görünür. Hisler, ancak cüz’i ve maddi suretleri idrak eder; akıl ise, ma’kul alemi kavrar ve külli suretleri idrak eder. Ruh veya nefs cisim olmayan bir cevherdir. Kindi’nin akıl ve bilgi teorileri, daha sonraki müslüman ve Ortaçağ batılı filozoflarla birlikte biraz değişmelerle, Bütün İslam ve Hıristiyan felsefelerinde karakteristik ortak bir konu olarak devam etmiştir.

Ahlâk sahasında, Kindi, İslam ahlakıyla daha çok-Eflatun ve nadiren de Stoacı ahlak unsurlarını uzlaştırmaya çalışmıştır. Stoacı unsurlar, özellikle onun “Hüznün Defi” adlı risalesinde görülür. Eğer etkilendiği yabancı felsefenin ağırlığı bakımından, Kindi’nin felsefesine bir ad verecek olursak, “Yeni-Eflatuncu Aristoculuk” diyebiliriz.


Râzi ( 865 - 925 )

Ebü Bekr Muhammed İbn Zekeriyye er-Râzi (7) İslam dünyasının yetiştirdiği ender filozof ve bilimcilerden biridir. Tıbbi ve kimya sahasında Ortaçağ İslam ve Batı dünyasının yegane otoritelerindendi. Bilimsel kimyanın kurucusu sayılır. Modern kimyanın doğuşuna kadar Doğu’da ve Batı’da fikirleri hakim görüştü. Tıb alanındaki en büyük buluşlarından birisi, kızıl ve kızamık arasındaki farkı ortaya koymasıdır. Eserlerinden çoğu Latince, İbranice ve diğer batı dillerine çevrilmişti. Batılılar arasında ismi Rhazes, Alrazes ve Albubator olarak Latinceleştirilmişti. Tıb sahasında en önemli eseri “el-Hâvi” (20 cilt) ve “Kitabu’l-Mansur” dur. Burada onun bilimsel cephesi üzerinde durulması konumuzun dışındadır.

Râzi 250 (864) yılına doğru Rey şehrinde doğmuştur ve orada 373 (925) yılında vefat etmiştir. Bazı kaynaklar vefat tarihini 320 (932) olarak göstermektedirler. O günkü İslam dünyasının çeşitli kültür merkezlerine seyahetler yapmış, Rey ve Bağdad’ın hastahanelerinde Başhekim olarak da çalışmıştır.

Burada bize yakından ilgilendiren onun felsefi yönüdür. Râzi yirmiden fazla felsefl eser yazdığı bilinmektedir(8) Fakat bunlardan bize kadar birkaçı, tam ve parçalar halinde ulaşabilmiştir. Bu bakımdan, Râzi felsefi görüşlerini tam mânasıyla öğrenme olanağından yoksunuz.

Râzi esas itibariyle bir tabiat bilimcisi olması hasebiyle, tabiat bilimlerine dayalı bir felsefe anlayışına sahiptir. İşte bu sebepten felsefi ve metafiziki meselelere hep, Tabiat bilimlerinin metodu sayılan duyumlama ve deneye dayanan ampirik ve tümevarım metodlarıyla yaklaşmıştır. Yine aynı sebepten dolayı, tabii’ ahlak felsefesiyle uğraşmış, Sokrat öncesi filozoflara ilgi duymuş, psikoloji ve ahlâki fikirleri ile Eflatun’un; ve mantıki görüşleri hariç Aristo’nun kavramsal felsefelerine hiç ilgi duymamıştır. Hatta Aristo metafiziğinin ve fiziğinin temel kavramlarını şiddetle tenkid ederek bilimsel bulmamıştır. Aynı inançla Mu’tezile kelâmı ve metafiziğini tenkid etmiştir; bu konuda bir eser de vücuda getirmiştir. Ayrıca yeni-eflatuncu metafizik fikirleri benimsemediğinin en büyük kanısı, Proclos’a karşı yazdığı “Reddiye” sidir.

Şimdi, Razi’ felsefesini özetlemeye çalışalım: Râzi kozmoloji ve metafizik görüşlerini beş esasa dayandırır. Bunlar: Allah, Ruh, Madde, Zaman ve Mekân’dır. Hepsi ezeldir. Razi’nin bu Beş Ezeli’ teorisinin menşei tartışmalara yolaçmıştır. Biz, Şehristâni Fahreddin Râzi, Nasreddin Tûsi ve Kraus’u takipte, onun, bunu Harranlı Sâbiilerden aldığı kanaatını taşıyoruz;(9) çünkü Sâbiiler daha önce aynı Beş Prensip’i kabul ediyorlardı(10) M. Fahri gibi bazıları bunu garip niteleyerek, Râzi’nin bu teoriyi, Hindiilerin Nyaya-Vaishishka mezhebinden almış olabileceğini imâ ediyorlar(11) Diğer taraftan Birüni ve onu müteakiben el-Kâtibi ve el-Marzüki’, Râzi’nin bu beş ezeli’ prensibi Yunanlılardan aldığını söylemektedirler(12) Fakat, yunanlılardan hiçbir filozofun, Râzi’nin anladığı “Beş Ezeli Esas” teorisine sahip olduğunu bilmiyoruz.

Yaratılış, bu beş esastan biri olan Allah’ın ruhun maddeye olan meyline ve meftunluğuna müsaade etmekle, zorunlu olarak ruh maddi’ formlar aldı ve böylece Allah zorunlu olarak kâinatı yarattı. Fakat bizzat yaratılışın kendisi zamanladır, yani sonradandır ve âlem geçicidir. Zaten Râzi’nin Proclos’un, âlemin ezeliliği görüşüne karşı yazdığı risâle de bunu anlıyoruz. Aristo’ya karşı, Demokrit gibi Râzi, cisimlerin atomlardan oluştuğunu ve cisimler veya atomlar arasında boşluğun mümkün olduğunu savunur. Aristo’nun zaman, mekan ve hareket kuramlarını tenkid ederek, zamanın hareketle ilgisi olmadığı gibi, onun sayısı da değildir. Hareket zamanı doğurmaz, ancak varlığını gösterebilir. Mekânı, cisimden mantiken de olsa ayrı düşünülebilen mücerred bir kavram olarak düşünür. Bu manada mekan, salt maddenin kaim olduğu yerdir. Ona göre, bir külIi bir de cüz’i mekan vardır. Külli mekan cisimden tamamen ayrı bir şeydir. Bu mekan hem sonsuz hem de ezelidir. Cüz’i mekan cisim veya maddeden ayrı olarak düşünülemez. Cüz’i mekan, cismin kendisinden ayrılmayan kılıfı ve zarfıdır. Zamanı, mutlak veya külli zaman ve izafi veya cüz’i zaman olarak ikiye ayırır. Mutlak zaman, ölçülemez, sınırsız ve ezelidir; bu dehr’dir. İzafi zaman ölçülebilir ve sınırlıdır, hareketle ortaya çıkar. Cisimler zati hareketleriyle yer merkezine doğru hareket ederler (gravitation); yoksa Aristo’nun dediği gibi tabii mekanların yahut terkiplerindeki baskın unsurlara bağlı olarak aşağıdan yukarıya veya yukarıdan aşağıya hareket etmezler.

Fisagor ve Platon gibi Razi, KülIi Rüh’u ezeli bir Cevher olarak kabul eder. Külli ruh, varlıkları oluşturmak için maddeyle birleşince cüz’ileşir. O halde cüz’i ruhlar, varlıklar gibi ezeli ve sonsuz değildir. Cüz’i ruhlar, bedenden sonra külli ruhla birleşirler. Eflatun gibi, İslama ve Aristoculuğa aykırı olarak, Razi, tenasüh (metephyschos) teorisini kabul eder. Bunun için de, canlıların öldürülmesine karşıdır. Eflatuncu ve Fisogorcu bir ahlak telakkisini benimseyen Razi, ruh ve nefsin arındırılmasına önem verir ve gerçek hayat böylece kazanılır ki, o buna “Felsefi Hayat” veya “Felsefe Yolu” adını verir. Nefsin ihtiraslarından, zevklerden uzak bir hayatı, ideal hayat tarzı görür. Razi’nin kendisi böyle bir hayat yaşamaya çalışmıştır. Muayene ettiği hastalardan çoğu kez hiç para almadığı gibi, özellikle fakir hastalara para vermiş ve kazancını fakirlere paylaştırmıştır.

Razi’nin zındıklıkla suçlanmasına asıl sebep, yukarıda gördüğümüz felsefi fikirleri değil, onun deizmi ve din görüşüdür. Allah’ın varlığını tanımak, iyi ve kötüyü ayırdetmek için dinlere ve peygamberlere ihtiyaç yoktur, bu konularda akıl yeterlidir, der. Dinler ve peygamberler birbirlerini yalanlamışlardır. Onların tek ortak noktası Allah’tan bahsetmiş olmalarıdır. Din ve peygamberlik hakkındaki menfi görüşlerini “Hiyelu’l-Mütenebbin”, “Mehariku’l-Enbiya” ve “Nakzu’l-Edyan” adlı eserlerinde ifade etmişti. Şu cümleleri onun bu konudaki görüşlerini özetler mahiyettedir: “Bütün insanlar yaratılıştan eşittir. Peygamberlerin hiç bir akIi ve ruhi üstünlükleri yoktur. Mucizeler birer vakıa değil, efsanedir; tek olan ezeli hakikate aykırıdır. Savaşların çıkmasına ve insanlığın mahvolmasına dinler sebep olmaktadır. Din adamları felsefi düşüncenin ve ilmi araştırmaların en büyük düşmanı ve engelidirler. Filozofların eserleri, insanlık için mukaddes kitaplardan daha çok faydalıdır. Dine bağlı olmanın sebepleri, taklit, alışkanlık, ananecilik, tembellik, baskı ve hadiselerin meydana getirdiği korkudur.(13)
CloverField isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İlginizi Çekebilir
Cevapla

Felsefe...

Felsefe... konusu, Felsefe - İnsan İlişkileri forumunda tartışılıyor.

Seçenekler
Stil

Felsefe... - Felsefe - İnsan İlişkileri kategorisinde ve Dersler forumunda bulunan Felsefe... konusunu okudunuz. Lütfen aşağıdaki linklerden diğer konulara geçiniz...
Felsefe... ile ilgili sayfalar
Felsefe.Gen.TR / Felsefe, Felsefe Nedir, Filozoflar, Felsefe Sözlüğü
Felsefe.Gen.TR Türkiye'nin en kaliteli sosyal bilim sitesidir. Site içeriğinde; felsefe, felsefe nedir, felsefe ne demektir, felsefe yazıları, ...Filozoflar - Felsefe Akımları - Felsefeye Giriş - Felsefe Dersleri
Felsefe Ekibi
Yazılar, dersler, felsefe sözlüğü, filozoflar hakkında bilgiler, akımlar ve tartışmalar.
Felsefe - Vikipedi
Düşünbilim veya felsefe, sözcük kökeni olarak Yunanca seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen ...Felsefenin konuları - Amaçları - Felsefe gelenekleri
Felsefe
Türkiye'nin en büyük felsefe sitesi Felsefe.info'nun anasayfasıdır. Sayfada, Felsefeye Giriş, Felsefe Tarihi, Osmanlıda Felsefe, Filozoflar, Bilim Felsefesi ...
Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu
Felsefe.NET - felsefe, felsefe nedir, felsefi sözler, filozoflar, mitoloji, tarih, sosyoloji, felsefe forumu, psikoloji, edebiyat, kültür sanat, sinema, ...

Felsefe... Konusuna Benzer Konular
Skolastik Felsefe...
SKOLASTİK FELSEFE Augustinus'un "Kutsal Devlet"'inin belli bir tarihsel nedenden, yani Roma'nın Gotlar tarafından ele geçirilmesi üzerine...Devamı...

Gösterim: 23 - Yorum: 0 - Ekleyen: DOCH
Felsefe Sınavı
1. "Felsefe ile toplumun karşılıklı etkileşiminin dayandığı ilkeyi bulmak için, felsefenin toplumsal işlevlerini, toplumda oynadığı rolü gözden...Devamı...

Gösterim: 168 - Yorum: 0 - Ekleyen: Lord Montrey
Felsefe Nedir?
Yunanca "seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum" anlamına gelen phileo ve "bilgi, bilgelik" anlamına gelen sophia sözcüklerinden türeyen terimin...Devamı...

Gösterim: 95 - Yorum: 2 - Ekleyen: CloverField
Felsefe-Din İlişkisi
FELSEFE DİN İLİŞKİSİ Dinsel denebilecek bilgi ile bilimsel veya felsefi bilgi arasında gerek kaynakları, gerek erekleri, gerekse yapıları bakımından...Devamı...

Gösterim: 116 - Yorum: 2 - Ekleyen: CloverField
Felsefe-Bilim İlişkisi
FELSEFE - BİLİM İLİŞKİSİ Her ikisinin de amacı doğruya yönelmektir. Akıl ve mantık doğrultusunda evrendeki olaylara ait konuları içerir. Başlangıçta...Devamı...

Gösterim: 117 - Yorum: 0 - Ekleyen: CloverField


Leem10 Sistem Saati GMT +2 Olarak Ayarlanmıştır. Şu Anki Saat: 06:10 AM.

Valid XHTML 1.0 Transitional [Valid RSS]
"Taklitler, Asıllarını Yüceltir"
Alexa Toolbar Download Google - Türkçe Arama Motoru